| Türkiye Deklarasyonu 2 |
|
|
| Yazar Ahmet Özalp |
| Cuma, 25 Haziran 2010 10:06 |
|
3-Dış Politika ve Türkiye Dış politika takınacağı tavır bellidir. Samuel Huntington Türkiye hakkında ‘ Onların yolu Taşkent’ten geçer şeklinde düşünce ortaya koymuş. Evet, Türkiye Avrupa Birliği içerisinde gerçekten de etki sahibi olacaktır; ancak bir üye olabilirse. Türkiye kendi kültür özelliği ile batılı olması ne kadar doğru ise Avrupa’nın kendi kültürü ile o kadar doğulu olması da doğru demektir. Türkiye Avrupa Ekonomik topluluğundan beridir bu birliğe kabul edilememektedir. Bunu daha ne kadar daha denemek gerekir. Türkiye kendi yönünü kendi kuracağı Türk-İslam birliği içerisinde oluşturmalıdır. Bu ülkelerin Ağabeyi olacak devlet Türkiye’dir. Kısa süre içerisinde bu ülkelerle ekonomik formunu T.İ.B(Türk-İslam Birliği) içerisinde oluşturup yatırımlara karşılıklı başlanılmalıdır. Bana göre Türkiye için muhasır medeniyet yolu artık batıdan geçmemektedir. Bu konu çok hassasiyet gösterir. Burada Türkiye’nin başını çekeceği bir konfederasyon hemen oluşturulmalıdır. İlerideki çıkacak savaşta ve çatışmada güvenlikte ve dış politikada ortak hareket acilen sağlanmalıdır. Çok önemli olarak Arap devletler üzerinde hassasiyet gösterilmelidir, çünkü onlar olmadan da Orta Doğuda hareket etmek çok zor olur. Bunu yapmadan hareket etmeye kalkarsak Araplar yeni bir Nasır oluşturup, sürecimizi baltalamaya çalışacaktır.  4- Sivil Toplum kuruluşları ve Türkiye Türkiye de her konuda bir sivil toplum kuruluşunu bulmak çok kolay; ancak en gerekli konularda bulmak çok zordur. Buradaki en büyük sorun yerel sorunudur. Büyük kentlerde çok fazla sayıda olan sivil toplum kuruluşları yerelde çok az sayıdadır. Eğer toplumsal hayatta refaha kavuşmak ve kaosu önlemek istiyorsanız, sivil toplum kuruluşlarının faaliyetleri burada çok önemlidir. Maddi ve manevi destekleri ülke içerisindeki eşitsizliklerde ses, el, ayak olurlar. Önemli olan da budur, gerekli olan da. Sivil toplum kuruluşlarının amacı da insan olmalıdır. İnsan yaratılmış en yüce varlıktır. Eğer Kuşlar sevenler derneği diye bir dernek oluşturursanız, insanlara değer vermek yerine kuşlara verirsiniz. Şu manada televizyonlarınızda aç insanlar çıkması gerekirken hayvan haklarının çıkması muhtemeldir. İnsan haklarının aranması çok önemlidir. Her sivil toplum kuruluşu önceliğini insana vermelidir. Zaten insanlarınızı eğitirseniz kuşlara kötü davranmaktan kaçınır.  5- Yargı ve Türkiye Türkiye deki en büyük sorun yargı sorunudur. Sistemde yargı bağımsızdır diye geçer. Biz kuruluşundan beridir hiç tarafsız olduğunu göremedik. Yeter artık diyoruz! Bu insanlar neden kendi yargılarına güvenmez hemen Avrupa İnsan Haklarına gider? Çeşitli siyasi kurumlar yargıyı etkilemek ve yanıltmak için çeşitli faaliyetler yürütmektedirler. Gerek gizli, gerek basın yoluyla bu karalamalar yapılmaktadır. Üzerinde baskı olan yargının doğru karar vermesi mümkün değildir. Bunun da düzeltilmesi için bağımsızlık kavramına önem verilmeli, tarafsız denetleme kurulları oluşturulmalı, Anayasa Mahkemesi dahil en sert şekilde denetlenmelidir. Hata karşısında büyük cezalar verilmelidir; çünkü bir devletin devamlılığı yargıya bağlıdır.  6 – Kürt sorunu ve Türkiye Osmanlı modeli bu konuda çok önemlidir. Bizi Kürt vatandaşlarımızla birleştiren tek unsur din unsurudur. Oradakileri bizimle birleştirecek milliyetçili olamaz; çünkü ırk farklılığı vardır. Türk milleti sözlü olarak Kürtlerin varlığını tanıyorsa yani onlar var evet burada yaşayan Türk değil onlar Kürt derse işte o zaman o milleti anayasanda yer vermemen saçma olur. Ortada bir varlık var, bir sorun var. Sanırım bu sorun çözülmeden Türkiye ilerleyemeyecektir. Teröre aktarılan ve aktarılacak paralar bir ülke daha inşa ederdi. Bu sorunun çözülmesi için  1- Kürtlerin ismi değiştirilen yerlerinin ismi geri verilmeli. 2- O bölgenin bir an evvel eğitim şartları geliştirilecek, eğitimde doğu-batı farklılığı ortadan kaldırılmalıdır. Doğudaki çocuk Türkçe bilmiyorsa bu devletin geçmiş politikalarının suçudur. 3- Doğunun gelişmişlik düzeyi ile batının gelişmişlik düzeyi fabrikalar, GAP gibi projelerle desteklenmelidir. Zaten ekonomik sorunu çözerseniz diğer problemlerde çorap söküğü gibi çözülür.. 4- Devlet atanmamış öğretmenleri doğuda açık bırakmayacak şekilde atayacak ve onlar için tüm araç ve gereçleri verecektir. Eğitim ile toplumları değiştirebilirsiniz. İleriyi düşünmenin tek yolu insanları eğitmektir. Bu Kürt meselesi çok zaman alacak bir süreç olacaktır; çünkü mevcut siyasi irade bu konu üzerinde eksikleri vardır. Bu durum ülkenin ilerisi açısından sorun olabilir. Bunun bir an önce değiştirilip hak ve özgürlükleri sadece Kürtler için değil Türkler içinde getirmelidir.  7- Türk dünyası ve Türkiye Türkiye Cumhuriyetinin ilelebet var olması için gereken önemli unsurlardan biridir. Rusya 90 yılda milletin kültürünü yıkmak için elinden ne geliyorsa yaptı. Burada bunun düzeltilmesi için uğraşan rahmetli Türkeş’i anmamak aptallık olur. Türk dünyası için en büyük çabayı o vermişti. Bu ülkeler ile merkez Ankara olmak üzere kuruluşlar oluşturulup oralara daha çok gitmek gerekir. Bu oluşturulacak kuruluşlar oralar için daha çok kültürel faaliyetlere önem verecek Türk kültürünü yeniden kazandıracaktır. Avrupa Birliği sistemi kesinlikle Türk milletleri için örnektir. Kuruluş sadece ekonomik anlamda değil bayrak anlamında da gelişmeli. Yani ortak bir bayrak oluşturulup siyaset sahnesine çıkılmalıdır. Burada ülkemiz bayrağını değiştirsin demiyoruz. Bütün ülkeleri temsil eden bir bayrak ile başlanmalıdır, diyoruz. Oradaki Türki anlayışı yıkıp Türk anlayışını getirmeliyiz. Medeniyetler sahnesine Türki değil Türk olarak çıkılmalıdır. Bu birlik Türk-İslam Birliğinden önce gelir. Türk-İslam Birliğinde bayrak oluşturulamaz sadece ekonomik ve kültürel bir örgütün dışına çıkmamalıdır.  Sonuç: Sonuç olarak diyorum ki: ‘Demokrasi, özgürlük ve insan hakları bütün İslam alemi üzerinde hakim olmadan Müslüman Türklerinde özgürlüğü sağlanamayacaktır.’ Bununla birlikte bu millet eğitiminde, dış politikasında diğer Türk Cumhuriyetlerine özlenilen adaleti, hoşgörüyü, demokrasisini kazandırma yolunda adımlar atılmalıdır. Türk milleti o bölgelere barışçıl birlikler yollayarak iç ve dış mihrakların temizleyip Büyük Türk-İslam Medeniyetini kurma yolunda adım atmalıdır. Diğer Türk devletlerindeki komünist izler silinmeli. Bu yolda ilk öncelikli adım yıkılan camilerin inşasına tekrar başlanılmalıdır, diye düşünüyorum. Öldürülen insanlar adına anıtlar dikilmeli, en ve en önemlisi Türk devletlerindeki insanlara Rusça unutturulmalıdır. Onlar Türk’dür. Rus Değil. Dil bir milletin temel dayanağıdır. Hangi dili ana dil olarak öğretiyorsan evladına o milletten olursun. Bu bağlamda aziz Türk milleti inanmak ve neden olmasın demek için neden duruyoruz? İleride Türk milletinin önüne değişik şekillerde değişik sorunlar çıkarılacaktır. Önemli olan bu sorunlar karşısında kamu kurum ve kuruluşlarının nasıl korunacağıdır. Yani devletin varlığının nasıl devam ettirileceği bahsidir. İleride Azerbaycan kesin ve kesin Ermenistan’a saldıracaktır. Bu aşamadan sonra bu olayda Türkiye Azerbaycan’ı tüm gücüyle desteklemedir ki kendi varlığı da tehlikeye girmesin. Kaçınılmazların dünya üzerinde var olmasından önce Türkiye Cumhuriyeti kendi kamu kurum ve kuruluşlarını güçlendirmesi gerekir. Doğuda Ermenistan bizim sorunlu düşmanımız, batı zaten daha 80 yıl oldu unutmadık, bir Yunanistan da var. Bu ülkeler savaş çıkardığı zaman Türk-İslam milleti kendi geleceğini kurtarmak için bu aşamada her şeyi yapmalıdır. Vatan sadece milyon metre kare sınır ise sorun yok. Vatan bana göre kendimi oralı hissedebildiğim ve benden bir şeyler var olan yer ise o bölgelerde birlik için her türlü hareket kayda alınmalı vakit az. En hızlı şekilde tamamlanmalıdır. Der ki Mustafa Kemal: ‘vatan söz konusu oldu mu geriye kalan teferruattır.’ |