| Sonu Gelmeyen Türban Tartışması |
|
|
| Yazar Nihal Bayrak |
| Pazar, 14 Mart 2010 03:09 |
|
Ne zaman söndü ki o alev? O alev ne zaman ki küllendi ya da sönecek duruma geldi körüklediler. Ya da ateş korlansın hiç sönmesin istediler. Çünkü kimin işine geldiyse o aldı kullandı türbanı! Seçimler yaklaştı türban konusu miting alanlarında dilllerden düşmez oldu. Herkes varolan sorunu kabullendi, bu sıkıntıyı biz düzelteceğiz diye vaatlerde bulundu. Kim en çok okunan köşeyi kapmak istese, aldı türbanı bayrak gibi açtı köşesinde. Türban hakkında iki satır karalayan 'al sana polemik konusu' dedi. Kimi bekletti bir kenarda zamanı gelince çıkardı türban meselesini en çok savunan, taraf tutan o oldu. Hatta kim bu ya hu dediğimiz adamlar, avukat kesildi başımıza medya da prim yapmak için! Türbanın goygoyculuğunu yaptı çoğu isim, ününe ün katmak için. Hiç bitmedi bu ülkede türban konusu, türban kavgası! Reytingi düşen aldı sahneye birkaç konuk, attı ortaya türban kavgasını al sana tavan yapmış reyting. Kim istemez can kurban böylesi bir konuya! Hiçkimse sormadı şu soruları: Fakülte kapılarında nasıl açtın örtünü, neler hissettin? Ülkende ikinci sınıf muamele görmek nasıl bir duygu? Başındaki peruk canını acıtıyor mu? Öğrencilerine ders anlatırken peruklu o komik görüntün rencide ediyor mu seni? Ya da kavurucu yaz sıcağında şapka takmak sarıp sarmalanmak nasıl bir his? Kimse sormadı bu yaşadıklarımızı bizde bıraktığı derin yaraları. Kurmadı kimse empati... Hep nasıl bir malzeme çıkartırım nasıl işime yarar bu konu, bunun hesabını yaptılar! İstemiyoruz artık kullanmayın bizi! Kendinize “türbandan” başka bir malzeme bulun! Ne filmimizi çekin! Ne de yaşadığımız ızdırabı, çileyi kaleme alın! |