|
Muhterem İnsanlarım,
Geçenlerde size verdiğim sözü hatırlattı bir ahbabım, dedi “Üstad! N’oldu, yazmıyon Türkçe ibadet, ne o kalın mı geldi yoksa” Dedim “Ulan zibidi sen benle nasıl konuşuyon, daha tavla oynamasını öğrenememişsin, gel de Marsilya’ya vali yapayım seni”. Efendim, geldi, gelirken de bana bazı kitaplar getirmiş konu hakkında, hepsini okudum. zaten okumuştum önceden de bir daha hatırlayayım istedim, malum hafıza-ı beşer bir gün şaşar. Bizim tebaamıza karşı saygımız ve sorumluluğumuz var, boş konuşamayız hatta yanılma lüksümüz bile yok. Hele de manevi konularda ayrı bir ihtimam gerekiyor.
Aziz müminler,
İnsanı hayvandan ayıran temel öğelerden bir tanesi de ibadete ehliyetli oluşudur. Bakınız fareler oruç tutmaz, kediler namaz kılmaz, develer her ne kadar hacca gidebiliyor olsalar da penguenler umre bile yapmazlar. Siz hiç zekat veren sincap gördünüz mü, ya da imam nikahlı zürafa.. Yalnız ben bir keresinde kelime-i şehadet getiren papağan görmüştüm ki o sayılmaz zira ezberlemiş öylesine söylüyor. Gerçi bir çoğumuzdan daha hissederek söylediğini iddia ediyordu papağanın sahibi yobaz adam ama her neyse.
Efendim bu hayvanlar için öte dünya da yok. Bakmayın siz maymunlar cehennemi dedikleri yalnızca bir film, eşek cenneti diye de bir yer yok.
Ama insan öyle mi ya..
İnsan konuşur anlaşır, düşünür taşınır. Şimdi biz nece konuşuyoruz? Türkçe! Demek ki ibadetimiz da Türkçe olmalı. Niye? Zira çalışmak ibadettir! E biz Arapça mı çalışıyoruz? Hayır, Türkçe hatta Fransızca, Almanca, İngilizce.. Yani şimdi bu çalışmalarımız kabul olmuyor mu? Haram mı kazanıyoruz?
Bir insan hangi dilde yardım ister? Yardım isteyeceği merci hangi dilden anlıyorsa o dilden, e Rabbimiz de Türkçe anlayamayacak mı haşa..
Haa ama bazı tartışmalar da çıkmıyor değil. Mesela biz tavla oynarken demin bahsettiğim arkadaşla tartışmaya başladık, o diyor şöyle ben diyorum böyle, kendisi açtı Kuran’ı okudu, ben de açtım bendekini okudum, birbirini tutmuyor, bir başka arkadaşa açtık sorduk, onunki hiç tutmadı.. Efendim meğerse benim Kuranım Fransızcadan tercüme imiş, arkadaşınki Almancadan, telefon açtığımız ise direk Arapçadan okumuş..
“Şimdi ne olacak?” dedik.
Aziz kardeşlerim, insan düşünerek her şeyin doğrusunu bulabiliyor; Telefondaki Arapçadan Kuran okuyan arkadaşı kınayıp, alay edip, telefonu yüzüne kapadıktan sonra, birbirimize bakıp dedik ki, şu an dünyada en yaygın olan dil İngilizce o zaman biz bu Kuranı İngilizceden okuyalım.
Ya, aklın yolu bir, bir daha aramızda bir tartışma çıkmadı, zaten kitapta ne yazdığının ne önemi var onunla amel etmedikten sonra değil mi? E bu kitap da doğrusu bize pek hitap etmiyor, gökten indiği sanılan şeylere göre yaşayacak değiliz tabi, Allah bize akıl vermiş, beyin vermiş. Çalma çırpma, kalp kırma, kimseye zararın dokunmasın tamam işte. Zaten burada amaç kamu düzeninin sağlanması ve daha güzel bir dünyada huzurlucana yaşamak değil mi?
Şimdi bu namaz olayında Kıraat diye bir mesele var orada Allahın kelimelerini tekrar ediyorsun. Yani dua değil! Ayet okuyorsun, o yüzden orijinalini söylemen gerekiyor dedi telefonda görüştüğümüz münasebetsiz arkadaş. Ben de dedim ki “Yahu kardeşim, sen ne dediğini bilmedikten sonra, demenin ne hükmü var, söyle Türkçesini O anlamaz mı? Hatta yere kapanmana gerek var, Rabbinin ihtiyacı mı var buna, git efendi gibi otur koltuğuna, adam gibi, Türk gibi, konuş dertleş, namaz bu işte”.. Ben mesela her gün 1 vakit yani yatarken, 1 kadeh konyağımı alır geçerim kütüphaneye orada içerken dertlenir ve dertleşirim tanrımla.
Bunlar kültür ve birikim meselesi sevgili dostlarım. Her gün camiye gidip namaz kılacağına git bir fakire kruvasan ikram et daha sevap değil mi? Bir gün zeytinli bir gün çikolatalı bir gün labneli.. ne güzel..
Şimdi bu namaz Türkçe olsa herkes koşa koşa camiye gitmez mi? Gider, burası Türkiye..
Hele şu ezan meselesi! ne diyor hiç anlamıyorum, bence ezan zamanı koysunlar bir rahmetli Nat King Cole, insanların ruhu beslensin.. Sesse ses, makamsa makam.. Nasıl ezanı anlamıyorlar, bunu da anlamayacaklar ama nerede bizde o zarafet, estetik..
Şu camilere ayakkabı ile girememe durumuna hiç değinmeyeceğim daha bu konuda konuşabilecek kadar evrimleşmedi halk.
Şimdi biz böyle milliyetçi ve maneviyatçı olunca bu yobazlar korkuyorlar tabi, diyorlar ki din elden gitti.. Din elden gitti tabi, yıllarca tahakkümünüz altına almışsınız dini o örümcek kafanızla, böyle aydınlar çıkınca kaçacak yer arıyorsunuz. Aman siz rahat olun değerli dostlarım biz sağ oldukça sizin bütün mukaddes değerleriniz teminat altındadır. Biz kimselere fırsat vermeyiz, her konuda olduğu gibi bu konularda da aydınlığımızın ziyası gözleri kamaştırır ve üzerimize düşen aydın sorumluluğunu layıkı veçhile yerine getiririz.
Çalışmak ibadet, güzele bakmak sevap..
Her yer cennet, aynen devam
Saygı ve sevgilerimle
Muhterem Ahmet Nejdet Kompüter Hocaefendi,
Üstad-ı Azam, Mübeşşir-i Diferansiyel, Eski Çekoslovakya Vaizi ve Hutbe İratçısı
 |