| Kadınlar ve Hakları ve Durum Yorumu |
|
|
| Yazar Mustafa Kont |
| Pazartesi, 01 Åžubat 2010 23:34 |
|
Nasıl mı? Halbuki olması gereken gerçek müminin hayatındaki gibi bir paylaşma idi. Fakat bir yarışma ortamı oluştu. İş dünyasındaki yönetici olan kadınların oranını araştırır duruma geldik. Halbuki gelinmesi gereken nokta şu idi. Bayanların yetenek alanı "X" mesleğinde bayanlar şu oranda, erkeklerin yetenek alanı "Y" alanında  erkekler şu oranda başarılı demeliydik. Demeyin ki nedir bu meslekler? Bunların bulunup açığa çıkarılması uzun yılların meselesidir.  Bazı sektör, iş alanı, yetenek alanı, sanat ve benzerlerinde erkek kadın diye bir ayrım olmayabilir, bu durum herkesin kendi yetenek alanında olması gerekir tezini çürütmez. Fakat temel olarak her cins kendi yetenek alanında çalışmalı diyebiliriz. Herkesin sahip çıktığı ne erkek ne kadın hiç bir tarafın hayır demediği olgular çağına geldik. Şov dünyası ve moda. Moda doğru yapılırsa doğru sonuçlar üretebileceğinden modayı öz olarak kötü görmüyoruz. Temel problemimiz şov dünyasının yaklaşımında. Kadını veya erkeği tüketilebilecek bir malzeme haline sokan şov dünyası, kadının kişiliğine saldırmaktadır. Kadın vücudu yada erkek hatları üzerinden mal pazarlamayı temel amaç edinen moda kavramı ve bu kavram etrafında örgütlenmiş tekstil sektörü, modanın özüne ters işler yaparak kadın ve erkeği aşağılamaktadır. Fakat kadınlarımız ve birazda erkeklerimiz bu durumun farkında değiller. Yıllardır kazanmak için canhıraş çalıştığı hakları gözleri boyanarak ellerinden alınmaktadır kadınlarımızın. Kadın artık toplum yaşamının içine tamamen girmiş bulunmakta, fakat genelde bir sehpanın üzerinde, yatakta yada podyumda vücudunu sergileyerek toplum içinde var olabilmektedir. İş kuran, bilim üreten, kitap yazan, tasarım yada sanat yapan kadınlarımızın oranı oldukça düşüktür. Bu saydıklarımızı yapabilenler doğruya yakındırlar, istenen noktaya doğru gitmektedirler, henüz hedefe vardıkları kesin değildir, başka konu. Fakat üniversite okuyan genç kızlarımızın, fabrikalarda çalışan genç kızların giyim ve yaşam tarzları incelendiğinde durumun vahameti dahada gözlerimizin önüne serilecektir. Şov dünyasında kendini tüketen kadınlarımız aslında, insanımızın geleceğini tüketmektedirler. Yetiştirilecek güzel nesilleri, üretilecek bilgiyi, katma değer yaratacak emeği kaybetmekteyiz. feminist olduğunu iddia eden kadın kitlesi nasıl oluyor da, en değerli sermayesini bu kadar ucuza satabiliyor? Avrupa, Amerika, Rusya, Türkiye düşünün bakalım kaç tane yönetmen kadın, kaç devlet başkanı yetiştirdi. Gerçek katma değeri olan işlerde kadınların oranı hala çok çok azdır. Fakat katma değer olmayan yozlaşmanın olduğu her yerde kadınlarımız bolca bulunmaktadırlar. Özellikle vücutlarını sergileyebilecekleri şov dünyasında (sadece televizyon değil, şovun yapıldığı her yer) kadınların oranı erkeklerden çok daha fazladır. Kimse demesin ki Avrupa kadın problemini çözmüştür. Evet Avrupa ve Türkiye kadına her türlü fırsat eşitliğini sağlamıştır. Fakat kadınlarımız (sebebi nedir tartışılır) güçlü olmayı değil, tüketilebilir olmayı tercih etmiştir yada ettirilmişlerdir. Bu taraftan batı yozlaşmış, Türkiye batı taklitçiliğindeki son noktada olduğu için aynı batağa sürüklenmiştir. Anlamak güç nasıl oluyor da kadınlar vücutlarını bu kadar pervasızca erkeklerin kullanımına sunuyorlar, ve bunu da özgürlük adı altında yapıyorlar. Ve tekrar anlamıyorum, nasıl erkekler kadınlarını bu şekilde toplumdaki herkesle paylaşmayı kabul edebiliyorlar. Avrupa'da  ve dünyada  şov dünyası önüne büyük engeller koyulması gereken bir sektördür. Kesinlikle zinciri boşalmış hayvanlar gibi etrafa saldırması önlenmelidir. Bu kadın yada erkek eşitliğinin sonucu değil kadının duyguları ve bedeni ile sömürüldüğü bir dünyadır. Kadınlara yapacağımız yatırım geleceğimize yaptığımız yatırımdır. Lütfen kadından, satılık nesneler üreten bu sektörleri durdursun. |