Genckalem.OrG

Mutlu Irkçılar Yazdır E-posta
Yazar Sunusi F. Onay   
Pazartesi, 11 Ocak 2010 21:18

İnsan çocuğu olunca daha iyi anlıyor,  daha duyarlı oluyor, daha başarılı empatiler kurabiliyor. Ne kadar da yazık, bu ülke yıllarca çocuksuz liderler tarafından yönetildi.. Devlet baba belki de bu yüzden merhametsizdi, anti demokratik uygulamalar belki de bu yüzden çoktu.. Olağanüstü haller, faili meçhul cinayetler, ihtilaller, DGM’ler bu yüzden rahatlıkla reva görüldü insanlarımıza..

Milliyetçiliğin nokta kadarını  bile insanlık suçu olarak görmemin sebebi yaşandı geçen hafta. Çocuğumu düşünerek, tüylerim diken diken izledim televizyonda.  

Bir düşünsenize, dışarıda sürekli kornaya basan bir araca bile nasıl kızarsınız eğer çocuğunuz uyuyorsa. 

Koca koca karanlık gölgeler küfürlerle çığlıklarla evlerinizin etrafında dolaşıyorlar, ellerinde sopalar, taşlar, pek de güvenilir olmayan gecekondunuzun camlarını kırıyorlar, içeri yağıyorlar, belki de meşalelerle yuvanızı yakmaya çalışıyorlar, evin önündeki aracınız ise çoktan alev almış.. Telefon edip yardım isteyecek kimseniz yok, zira size yardım edecekler de kendi yavrularını avutmaya çalışıyorlar.. Ve devletsizsiniz.. Yüzlerce öfkeli yaratık nefret kusmak için yuvanıza geliyor, zira siz onlardan değilsinizdir ve sizden olanın bir hatasının sonucudur bu hışım.. 

Milliyetçilik bu mudur?

Ormanda bir aslansanız diğer hayvan yavruları sadece çerezdir sizin için, ağzınızın tadıdır. Söyleyin, milliyetçilik bu kadar mı doğaldır? Diğer yavruların bir hükmü yok mudur? 

Milliyetçi olanın en büyük hatası düşmanını da milliyetçi sanmasıdır. “Eğer benden değilsen ondansın”. Bu yüzden Türk’ün Türk’den başka dostu yoktur. Halbuki karşısındaki düşman o esnada kendi milletinden nefret ediyor olabilse de, milliyetçiye göre “kan kararını vermiştir, beyinin düşünmesi ise gereksiz” Yaratan seni bana düşman yarattı genetik olarak! 

Manisalı Roman ailelerinden bahsediyorum, demokratik açılımın siyasi karşıtlarının ellerini ovuşturarak izledikleri, sergilenen insanlıktan uzak manzaradan.. Dinden imandan bahsetmeyeceğim, İslam’ın milliyetçiliğe olan bakışına hiç atıfta bulunmayacağım, olaya romantik bakacağım sadece. Çünkü bu yetebilmeli. Herhangi dinden ya da dinsiz bir insana da ağır gelebilmeli bu hadise. 

Eğer bir ülkede insanlar ırkdaşlarının hatalarının bedelini mecburi gönüllü bir sürgünle ödemek zorunda kalabiliyorlarsa, biz de ağzımızı  doldura doldura gönülden beddua edebilmeliyiz, en azından bu özgürlüğümüz olmalı, demokratik açılım fazla geliyorsa bu millete hiç değilse bu kadarcık bir demokrasi ile safımızı belli edebilmeliyiz. 

Ben hazmedemiyorum.

Benim ırkdaşlarımın yaptığı  bu rezilliğe ben dayanamıyorum. Ben de fatura ödeyen roman çocuğu gibi fatura ödemek istemiyorum. Hasbelkader Manisa’nın havasını kirleten o vahşileri lanetliyorum. Oyuncağını alamadan evinden kaçmak zorunda kalan bu yüzden eline verilmiş bir musluk parçası ile oynayan 2 yaşındaki o çocuğun ödediği faturayı ödemeye 33 yaşındaki benim gücüm yetmez.. 

Milliyetçilerin bu doğallığını gördükten sonra, yuvalarından sürgün edilen 74 kişinin yeni yerleşim yerlerinde davul ve zurnalarla karşılandıklarını da gördüm. Hatta ara bir konakta hiç tanımadıkları insanların evlerine mecburi misafirliklerine de şahit oldum, bir odada 10-15 kişi yaşamalarını seyrettim ve ev sahiplerinin şefkatine şahitlik ettim.. “39 yıllık birikimim, her şeyim orada kaldı” diyen Roman vatandaşın bile gözlerinde öyle bir kayıtsızlık ve huzur vardı ki, o bile bu vahşiliği sanki kendi kanı sebebi ile mazur görmeye hazır.. Bu kadar ezik, bu kadar umutsuz, bu kadar devletsiz.. ve bu sebeple stressiz.. 

Kardeşlerini karşılayan Romanlardaki gereksiz neşe ve en kötü olayda bile ortaya çıkan “insanlık” nasıl da ümitvar ediyor beni.. Öyleleri varsa böyleleri de var.. 

İnsanları evlerinden edenler ve onlara ev olanlar.. 

İşte Yaradan da belki kullarına yapılan bu zulmü bu yüzden affeder de Manisa’nın o sabıkalı ilçesi haritada kalmaya devam eder.. 

Milletlerin iyisi kötüsü  var mıdır ben bilmem, ama milliyetçilerin iyisinden de Allah’a sığınırım, hem de eski tövbekar bir milliyetçi olarak.. 

İstanbul Barosu’nun değerli başkanının şu muhteşem vecizesini bir daha hatırlıyorum: “eşitlik eşit olan insanlar için geçerlidir” Bu muhteşem beyaztürk avukat, inanarak söylediği bu sözle bana “Romanların kimin gözünde kim ile eşit olduğu” sorusunu sormama neden oluyor.  

Eğer ilkokula giden bir evladınız varsa sınıfında Roman olup olmadığını sorun ve sıra arkadaşını  merak edin lütfen. 

Evet, ben realite olarak“Ne mutlu Türk’üm diyene” diyebiliyorum.. başkalarını mutsuz etmek için değil asla; Türkler daha mutlular sanki de ondan.

Okuma: 171

Yorumlar (5)

çocuğu olmayanlar
2'ye ayrılırlar, tercihen ve mecburi.. Allah herkesin gönlüne göre versin, gönlü olmayanlara da sabır ihsan etsin. Bu yine de kahve ağzımızın yanlış olduğu anlamına gelmez, çocuklu liderler HALA çocuksuz liderlerden daha iyi anlar insanın halinden, merhameti şefkati olmayanlar ise 10 çocuklu olsalar farketmez.. kendi çocuğunu öpmeyen adama ne demiş Hz. Peygamber "Allah sana merhamet vermediyse, ben ne yapayım?"..

Sonuçta bu yazıyı kaleme alırken çocuklu liderler hakkındaki hadis-i şerifi bilerek ve DÜŞÜNEREK yazdım.. Kırılanlar sadece çocuksuzlar değil, milliyetçiler de kırılıştır muhakkak.. hepsinden özür dileyeyim de yazdıklarımı geri mi alayım..

Bu böyledir vesselam..

İnsanların çocuksuz olmalarının sorumlusu ben değilim, benim hödüklüğüm de değil ama duacınızım Allah hayırlı evlatlar nasip etsin.. İnşallah siz de birgün her hangi bir çocuğun canı yandığında elektrik çarpmış gibi sıçramak ne demek anlarsınız.. Dünya da olup bitenlere en aza 3 kişilik üzülmek ve en az 3 kişilik endişe duymak ne demek anlarsınız inşallah.. Anlamayanlara inat..

Sunusy
ziyaretçi , Ocak 23, 2010
kahve ağzı örnekler
Sunusy abicim sen kahve ağzı örnekler ver ver, denizaltıya bomba koyup çocukları havaya uçurmayı planlamaktan iyidir. Sonrada vatansever diye ortada dolaşmaktan çok daha iyidir.
ziyaretçi , Ocak 21, 2010
Çocuksuz liderler
Dostum yazın içeriği normalde iyi ama benim 10 yıldan beridir çocuğum olmuyor. Bu yüzden ne kadar çok sıkıntılar çektim anlatamam. Bu yazıyı şunun için yazıyorum. Sanıyorum yazmaya yeni başladın ya da düşünmeye .. Benim gibi bu dertten muzdarip insanları ne kadar derinden üzdüğünü bilsen bu şekilde kahve ağzı örnekler vermezdin. Yazı hayatında başarılar dilerim...
ziyaretçi , Ocak 19, 2010
Böyle bu toplum değişmiyor.
O yüzden milliyetçi olmayanlar bolca çocuk yapsınlar sayısı bari fazla olsun İNSAN olanların. çünkü milliyetçi olanlarla konuşmaya çalıştınız mı bilmiyorum ama adamların fikirleri o kadar sabit ki hiç değişmeye tenezzülü bile yok. çünkü akılla değil duygu ile kurulmuş bir kavram milliyetçilik ve TABU olmuş. değişmekten korkuyorlar.
ziyaretçi , Ocak 17, 2010
Ağlamak İstiyorum
Ne denebilir ki bu yazının üstüne sessizce gözyaşı dökmekten başka...
Savaş Aşık , Ocak 12, 2010

Yorum yaz

Küçült | Büyüt

busy
 
Buradasınız  : Anasayfa YAZARLAR Sunusi F. Onay Mutlu Irkçılar

İstatistik

Üye : 266
İçerik : 473
Web Bağlantıları : 31
İçerik Görüntüleme Sayısı : 549869

Bağlı Kullanıcılar

Şu anda 3 ziyaretçi çevrimiçi