|
Ayak bastığı her ortamı karartan bir tabiatı vardı. Karamsar cümlelerin kadını deÄŸildi, pek konuÅŸmazdı hatta. Kaybetmenin ve kaybolmanın cisimleÅŸtiÄŸi vücudu ve kışkırtıcı gözleri vardı. Gözlerine bakılırsa nemfomandı. Ama erkekler nefret ettiÄŸini açık eden tavırlar gözlere iÄŸne gibi batmaktaydı.. Belki de onu çekici kılan bu çeliÅŸkiydi kim bilir.
Mahalle eÅŸrafı türlü türlü adlar takmıştı ona. Ama en sevdiÄŸim tabir “Ruhsuz Beden”. Ona kapılan, deli divaneye dönen erkeklerden olmaktan çok korkuyordum, sürekli bu tehlikeyi düÅŸünüyordum. Ama nerden bilirdim onu düÅŸündükçe ona baÄŸlanacağımı, korkularımı kendi ellerimle inÅŸa edeceÄŸimi. Çok zor bunu itiraf etmek ama ona aşık olmuÅŸtum, hatta aÅŸk olmuÅŸtum.
Onu görebilmek için her gece yalnız yaÅŸadığı evinin önünde tünemiÅŸtim. Zira gündüzleri pek sokaÄŸa çıkmazdı, ışıktan ve hareketten pek hoÅŸlanmazdı. Onu görebilmek için tek ÅŸansım geceleriydi. Her gece ışığı yanan odasının perdesindeki siluetine bakar bakar hayaller kurardım, her hayalle ona baÄŸlandığımın farkında olmadan. İnsanlar beni aklı selim, mantıklı olarak tanırdı, bu hatayı yapmamdaki tek suçluyu aÅŸk olarak görüyorum. İnsanı deli eden, aklını başından alan, mantıksızlığın en güçlü kalesi olan aÅŸk. Onun hayaliyle başımı yastığa koyduÄŸum bir gecede içimdeki haine kulak verdim, kalktım evine gittim. Gece yarısı ıssız sokaklarda titreye titreye yürüdüm. Evine vardığımda kapıyı çalmamak için öyle büyük bir savaÅŸ verdim ki kalbimle, beynim bitap düÅŸtü. Mantıksızca bir hamle ile kapısını yumrukladım. Hareketi sevmeyen, sessiz ve karanlığın kadınının kapısına yapılacak ÅŸey deÄŸildi. Kendime geldim usulca bir kez daha tıklattım kapıyı. Tam ümidimi kesmiÅŸtim ki arkamdan gelen bir ses ile irkildim. Bu o, tam karşımda siyah geceliÄŸinin üstüne geçirdiÄŸi beyaz sabahlığı ile sevdiÄŸim kadın. Bana yaklaÅŸtıkça silueti ÅŸekle büründü. Beyaz kurumuÅŸ cildi, çatlamış dudakları ve üstündeki elbiseleri ile Ruhsuz beden lakabının hakkını veriyordu. Birazda korkmuÅŸtum, zira ürkütücü bir görüntüsü vardı. KonuÅŸamadım bir müddet, sonra o söze girdi. - Ne iÅŸin var burada? - Åžey, ben, sadece, çok utanıyorum. - Gecenin bu saati, benim kapım ve sen. İnan kuzum hiçbir anlamı yok bunların. - Åžey, ben, özür dilerim. Evet özür diledim ve hemen koÅŸarcasına kaçtım. Korkuyla heyecanı, umutla karamsarlığı bütün yol boyunca kılcal damarlarımda erittim. KorkmuÅŸtum onunla hayallerimin anlamsızlaÅŸmasından, ve heyecan duymuÅŸtum onun o nemfoman halinden, belki de etkilenmiÅŸtim. Umut ediyordum bu sürprizimin onun hoÅŸuna gideceÄŸinden ve karamsarlaÅŸmıştım onun gözünde aptal durumuna düÅŸmüÅŸ olmaktan. O gün sabaha kadar düÅŸündüm, pek anlamazdım aÅŸktan, pek güzel cümleler kuramaz, romantik olamazdım. Birilerinden yardım almalı, onlara danışmalıydım. Ama utanıyordum ve korkuyordum. Bütün arkadaÅŸlarım oturduÄŸum semt ve civarındandı, kimseyle konuÅŸamazdım. Zira herkes onu tanıyordu. ÇaresizliÄŸin tanımı ben olmuÅŸtum. Ama yapabilecek bir ÅŸey olmalıydı, olmak zorundaydı. Yoksa ben telef olacaktım bu kadın uÄŸruna. Hemen telefona sarıldım, liseden bir arkadaşım vardı. Adı Murattı, Denizliliydi, yatılı okumuÅŸtu bizim okulda. Çok haylaz, yerinde duramayan, afacan bir çocuktu. Nasıl oldu da Doktor oldu halen anlamış deÄŸilim. Murat aÅŸk iÅŸlerinden çok iyi anlardı, lisede tavlayamadığı, idare edemediÄŸi kız yoktu, idare etmek derken neden hep sorunlu tipleri beÄŸenirdi, onları idare eder, onların ince ruhlarında hitap ederdi. Telefon uzun uzun çaldı açmadı telefonu. Kapattıktan sonra o kadar zavallı bir haldeydim ki aÄŸladım. Göz yaÅŸlarımı silip bir sigara yaktıktan sonra telefonum çaldı, arayan Murattı. Kısa bir hal hatır soruÅŸmaktan sonra asıl mevzuya girdim. İçinde bulunduÄŸum durumu ona uzun uzun anlattım. Benim gibilerin o tarz kızlarla iÅŸim olmayacağını düÅŸündüÄŸünü söyledi. Mantıklıydın sen, ne zaman delirdin dedi. Biraz alaycı bir tavırla ben ne kadar çok o tiplerden gördüm biliyor musun dedi. Bende bunun kimseye benzemediÄŸini, çok farklı olduÄŸunu anlatmaya çalıştım. Murat’ta çok merak etti, 2 gün sonra geleceÄŸim oraya görüÅŸelim, birde ben göreyim bir doktor olarak teÅŸhisimi koyayım dedi gülerek. Åžu an duyduÄŸum en güzel haber olduÄŸunu söyledim ona. Vedalaşıp, görüÅŸmek dileÄŸiyle telefonu kapattık. Telefonu kapattıktan sonra rahat bir nefes aldım ciÄŸerlerimi doldura doldura. Bir nebze olsun ferahlamıştım. Ama yinede içimdeki kelebeÄŸin kanat çırpışlarını hissediyordum. Ve çok korkuyordum.
 |