|
Yazar Nihal Bayrak
|
|
Pazar, 14 Mart 2010 00:09 |
|
Büşra filmi konuşulmakta son günlerde ve deniyor ki türban tartışmasını iyice alevlendirecek bu film!
Ne zaman söndü ki o alev? O alev ne zaman ki küllendi ya da sönecek duruma geldi körüklediler. Ya da ateş korlansın hiç sönmesin istediler. Çünkü kimin işine geldiyse o aldı kullandı türbanı! Seçimler yaklaştı türban konusu miting alanlarında dilllerden düşmez oldu. Herkes varolan sorunu kabullendi, bu sıkıntıyı biz düzelteceğiz diye vaatlerde bulundu. |
|
Pazar, 14 Mart 2010 00:17 tarihinde güncellendi |
|
Yazar Ömer Faruk Bedavi
|
|
Cuma, 12 Mart 2010 11:18 |
|
Ayakta su içilir mi, yatarak Kuran-ı Kerim okunur mu, gece tırnak kesilir mi? Bunlar ve benzeri bir çok soru var hayatımızda. Hepsinin cevabı var ve biz bu cevaplara bazen bir arkadaş ortamında bazen bir ikna durumunda ihtiyaç hissediyoruz. Fakat ne yazık ki, kulaktan dolma bilgilerden öteye geçmeyen bir kapasitemiz var. Bu sebeple, gerçekten bağnaz ve yobaz müslümanlar türemiş durumda. Bunun üstesinden gelmek ve bize islamiyet diye yutturulmaya çalışılan bu cevaplardan kurtulmalı, İslamın verdiği gerçek cevapları bulmalıyız.
|
|
Cumartesi, 13 Mart 2010 08:37 tarihinde güncellendi |
|
Yazar Misafir Yazar
|
|
Çarşamba, 10 Mart 2010 22:07 |
|
İbrahim Akın
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
Allah bütün insanları İslam fıtratı üzerine yaratmıştır. Ancak şeytan, bu onurlu fıtratı bozarak insanların basitleşmelerine ve dünyaya meyilli yaşam sürmelerine vesile olmuştur. Bu dünyevi esaretten kurtulmanın tek yolu hak dini yaşamaktır. İnsanlar yalnızca İslam’ı yaşayarak sağlıklı bir akıl, ruh ve bedene sahip olabilirler. Cahiliye karakterinin görüş, düşünce ve yaşam tarzını red ederek bütün dünyevi zincirlerden kurtulan insan, hür düşünüp doğruyu ve yanlışı birbirinden ayırabilir. Bu yapıda bir kişi için çevredeki insanların telkin ve yaptırımları değil, yalnızca Allah’ın razı olacağı model esastır. |
|
Yazar Misafir Yazar
|
|
Salı, 09 Mart 2010 21:41 |
|
Fuat Türker
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
Yüce Allah, insanı üstün özelliklerle ve kusursuz sistemlerle yaratmış, ancak “…insan zayıf olarak yaratılmıştır. (Nisa Suresi, 28) ayetiyle Kur’an- Kerim’de haber verildiği üzere ona acizliğini hatırlatacak birçok eksiklik vermiştir. Rabbimiz dileseydi, insanı eksiksiz olarak da yaratabilirdi. Ancak bu acizliklerin yaratılması da bir hikmet üzeredir ve Allah’ın merhametinin göstergesidir. Çünkü acizlikler dünya hayatındaki imtihanın bir gereğidir ve insana Rabb’imizi hatırlatır. |
|
Yazar Mustafa Kont
|
|
Pazar, 28 Şubat 2010 20:58 |
|
Benim değil, Dücane Cündioğlu'nun güzel bir tabiri. Karanlık oda siyaseti gibi güzel bir kavram. Kavramlar böyle oluyor bazen işte, iki kelime çok fazla şey anlatabiliyor. Bu sebeple kavramları da, kavramları ortaya atan cins kafaları da seviyorum alkışlıyorum.
Bir müslüman gibi yaşamak ve müslüman gibi fikir üretebilmek, üretkenliği arttırmanın önündeki en büyük engellerimizden birisi de geciktirilmiş cinsellik. Beden fiziksel sebeplere bağlanmış bir yapı, kim ne derse desin cinsellik de, kuru fasülye nasıl bir ihtiyacı ise, vücudun bir ihtiyacı. |
|
Pazartesi, 15 Mart 2010 07:15 tarihinde güncellendi |
|
Yazar Filiz Konca
|
|
Cuma, 26 Şubat 2010 16:25 |
|
Ab-ı hayat kaynağına yönelen canlar gökyüzünün yücelerini isterler. Allah’tan gayrı şeyler, anlamsız, abes ve manasız gelir. “O’ndan gayri ne varsa zaten yok” derler.
Hz. Mevlâna buyuruyor;
“Senin yüzünü görmedikten sonra, varsayalım ki yüzlerce dünya görmüşüm, |
|
Yazar Ahmet Nejdet Komputer
|
|
Perşembe, 25 Şubat 2010 07:06 |
|
Muhterem İnsanlarım, Geçenlerde size verdiğim sözü hatırlattı bir ahbabım, dedi “Üstad! N’oldu, yazmıyon Türkçe ibadet, ne o kalın mı geldi yoksa” Dedim “Ulan zibidi sen benle nasıl konuşuyon, daha tavla oynamasını öğrenememişsin, gel de Marsilya’ya vali yapayım seni”. Efendim, geldi, gelirken de bana bazı kitaplar getirmiş konu hakkında, hepsini okudum. zaten okumuştum önceden de bir daha hatırlayayım istedim, malum hafıza-ı beşer bir gün şaşar. Bizim tebaamıza karşı saygımız ve sorumluluğumuz var, boş konuşamayız hatta yanılma lüksümüz bile yok. Hele de manevi konularda ayrı bir ihtimam gerekiyor. |
|
Yazar Sunusi F. Onay
|
|
Salı, 23 Şubat 2010 16:19 |
|
Bu yazıya başlık seçerken itidalli davrandım, mesela pekala “katil laikçiler” gibi flaş bir başlık koyabilirdim. Çünkü bana bu yazıyı yazdıran tutuklanan başsavcının kurbanı olan S.G. isimli kadının kaderi. Görüyorsunuz işte başlığı, zaten bizim gibi liberal kanada yakın, demokratik insanlar itidalleri ile meşhurdur. Bugün laiklerle liberaller yer değiştirseler her generalin gözaltına alınış olayı karnavala dönmez miydi? Dışarıda öfkeli kalabalık gözaltına alınanları yuhalar, ÇYDD, ADD ve Mehmetçik vakfı gibi aranan yerler polis çıktıktan sonra yumurta ve domates yağmuruna tutulmaz mıydı? 301 davalarını hatırlıyor musunuz? Ne tesadüf o gün orada çirkeflik yapan ve yaptıranlar bugün Silivri’de dinlendiriliyor değil mi?
|
|
|